ARTİS KURBAĞA

ARTİS KURBAĞA

Karadenizin Kaçkar yaylalarında zirvelerde karların erimesi ile önü kesik tepelerde oluşan küçük ,küçük göletler olur, buraların yaz ortalarına doğru suyu bitmeye başlar,ve içinde yaşıyan kurbağalar yaşama  devam etme adına kendilerine başka mekanlar arar.
Gol kurumuş kurbağalar başka mekanlar aramaya dağılmış ama ne mümkün kurbağa mesafesinde  göl  bulmak onca aramanı n sonunda yine başarısız oldular,göl benzeri hiçbirşey yok mecburen etrafta bulunacak küçük su birikintileri ile yeni sezon beklenecek.
Yaylacılar yol üzerinde onlarca kurbağaya raslayıp dertlerini anlayınca onlara bir su kaynağı bulup gölün sürekli  yaşamasını sağlamışlar 
Artis kurbağanın hikayesi burada başlar
Kurbağaların birinci düşmanı avcı yılanlardır,sonra karga veya baykuş gibi yırtıcılar gelir
Her canlı gibi kurbağalarda her  an tetikte her an yaşam kaygısı ile yaşamak zorundalar
Artis kurbağa alayına posta koyacak ruh haliyle tedbirden çok temkinli,kapalı yerlerden ziyade açık yerleri tercih edip avcılarının beklentisi olan kapalı yaprak altları ,su içinde ise kaya dibinde değil daha çok kaya başında oturur du.yaşıtları ve daha büyük yada daha kücük kurbağalar onu ilk yem olacak namzet görürlerken onlarca saklı kurbağa avcısına yem olmuş o hala alayına kafa tutan yaşam biçimine devam ediyordu.
        Artis kurbağa denmesinin sebebi sadece alayına kafa tutan tavrı değildi,aynı zamanda zekasına ,tavrına olan hayranlığın da adı idi,sudan kafasını çıkarıp diğer leri ile olan iletişimde sadece cesaretini kullanmıyor aynı zamanda avcılarının av saatlerini öğrenmiş o saatlerde avcılarından uzak durmasını bilmiş bunu diğerlerinin de benimsemesi ve yaşam biçimini buna göre belirlemeleri için sürekli mücadele içinde olması onun artistliğinin yanında öncülüğünüde ortaya koymüştü.  
      Bütün birikim ve cesaretini sebepleri ile birlikte paylaşıyor olmasına rağmen birçoğu ,bizde en az senin kadar bilgili ve eğitimliyiz,sen biliyorsan bizde biliyoruz havası ile avcılarına yem olmuşlardı,nedense bu durumdan bu olaylara rağmen der s  almaya direnen kocaman bir kurbağa topluluğu hala vardı.ve çoğunlukta idi.
      O gün sarı öküz ,iki tekerli arabayı tek başına çekiyor,arkasındaki  yaylaya giden sahiplerinin yükünü taşımaktan birhaylı yorulmuştu,sahibinin arkasından herhangi bir yular veya ip olmadan onu takip ederek ilerliyorlardı,susamış diğer hayvanlarla birlikte bu küçük göletin kenarına geldiler,hayvanların temiz su içebilmeleri için kaynağına doğru ilerleyıp  sarı başlı öküz de diğer hayvanlar gibi rahat olsun biraz dinlensin diye motorsiklet tekerinden yapılan arabayı sahibi  boyunduruktan çıkardıktan sonra altına gölge düşmüş bir kayanın altına uzandı. 
       Artis kurbağa hayretler içinde olanları izliyordu,hiç bilmediği ,duymadığı  durumla karşı karşıya idi kendisine dair tehlike olması sözkonusu değildi ama bilmemenin getirdiği endişe sarı başlı öküzün su içmek için gölette ayaklarının çamuru kaldırması ile oluşan çamur ve bulanıklığından istifade ile saklanıyor,bu durmla ilgili bilgisi olan olup olmadığını soracak birilerini arıyordu,ne mümkün,kaçışa kaçışa hepsi bulanıklığın örtüsü ile kayaların altına saklanmış bazıları kendini çamura gömmüş durumda  olanların bitmesini bekliyorlar dı.
Bu durum yaklaşık yarım saat sürdü ve sarı başlı öküz ile birlikte tüm büyük baş hayvanlar göletten  çıktılar,çıktılar çıkmasına ama göletin içindeki suyun da tamamına yakınını bitirmişlerdi ,kaynak
Tan gelen suyun çok az olması göletin  geri dönüşü olmıyan sona doğru gittiğinin de işareti idi,hele birde suyun azalmasından dolayı kendilerini tamamen avcıların göreceği şekle gitmesi ile,gölet yaşanmıyacak hale gelmişi idi.
          Vak vak seslerinin tamamı ortak endişenin tonları ile etrafındakileri  uyarır şekilde  idi,hep beraber ordan çıkılması gerektiği konusunda birkaçı hariç hemfikir oldular sonunda çoğunluğun kararı uygulandı ve gölün terk edilmesi konusunda anlaşmaya varıldı.
      Şimdi soru hanği yöne doğru ve nereye gidileceği idi
       Artis kurbağa bu konuda dinlediği hiçbir fikri beğenmedi,bazıları kuşların ve yılanların yani avcılarının ava çıkmadıkları güneşin tam tepede olduğu zamanda yola çıkmanın gerektiğini söylüyor ama narin vucutlarının nemsiz ve susuzluğa bir saatten fazla dayanamıyacağını kaale almadan böyle diyordu,bir kısımda karanlığın beklenmesini karanlıkta sadece baykuş tehlikesinin göze alınmasının daha az risk taşıdığını söylüyordu.
      Artis kurbağa biliyorduki  bir baykuş saldırısına uğrarlarsa diğer baykuşları burya yönlendirecek beklide hiçbir kurbağa sağ kalmıyacak hepsi yem olacaktı,bunları paylaştığında birkaç itirazın dışında ses cıkmadı.
      Sarı başlı öküzün çektiği araba sahiplerinin erzakları ve gittikleri yerlerde konaklıyacakları cadır bezi ve  ayakları ile birkaç adet ateşli silah  vardı,arabanın hareket ettiğini gören artis kurbağa vaklamadan sessizce herkesin arabaya zıplamasını ve örtülerin atına saklanmalarını ,söyledi,kendilerine  o ana kadar hiç zarar vermiyen hayvanlar ve insanların tehlike oluşturmadıklarına kanaat getirmiş ,birazda risk alarak bu kararı vermişti,zıplamalar çok kısa sürdü öküzün çektiği arabanın tekerleri hareket ettiğinde kurbağaların hemen hepsi içeri doluşmuş çadır için kullanılan brandaların içine saklanmışlardı.
      Bu hayvanlar bizim gibi suya ihtiyaç duyduklarına ğore muhakkak tekrar susuyacak ve bir başka su kaynağında duracak ,bu arada eğer çadır açılır ve yük böşaltılırsa kafile hedefine ulaşmış demektir ki o zaman da muhakkak bir suyun yanına veya yakınına  gidilecek demek ti.
      Artis kurbağanın yaptığı sadece öngörü değil diğerlerinin yaşam ihtiyaçlarini bilmekten kaynaklı  içine cesaret koyduğu  bilgilerin uygulanması idi.
   Akşam olmak üzere hemen hemen menzile ulaşılmış,kafile gideceği yere varmıştı,brandanın altında  sıcakta  birhaylı zor durumda idiler ara sıra nöbetleşe dışarıdan haber taşıyan kurbağalar dan son habercı bu haberi verince hep bir ağızdan sevinçle  vak lıyarak arabadan zıplıya zıplıya dökülen kurbağaları gören sarı başlı öküzün sahibi hayret ve hayranlıkla onları seyrediyordu,bu minik hayvanların nezaman nerde arabaya atladıklarına hiç akıl erdıremedi,onların patlak gözlerle adeta ona teşekkür bakışı fırlattıklarına inanıp atletik kol ve bacaklarının çevikliği ile zıplama mesafelerini hesaplarken onlar çoktan gözden kaybolup ırmaktan gelen su sesine doğru hep beraber kaybolmuşlardı.